Son dönemde en yakın arkadaşım Jillian oldu gibi geliyor bana, her gün en az yarım saat kendisiyle birlikteyim malumunuz. Sesi kulaklarımdan gitmiyor: "don't stop!" "push!" "come on!" diye uykumda dahi duyuyorum valla Jillian'ı !
Hal böyle olunca, Zeynepcan'ın inbox'ıma fırlatıp attığı şu aşağıdaki karın egzersizlerini de şuraya bir alıverelim dedim, eksik kalmasın kimse Jillian'dan:
Ben bunu daha yapmadım, henüz yapmayı da planlamıyorum. Önce, şu anda henüz Level 1'ından dahi çıkamamış olduğum "30 day shred" programını bitirmeyi, sonrasında da buna geçebilmeyi umuyorum.
Deneyen, yapan, bilen varsa anlatsın bize nasıl olduğunu. :)
20 Şubat 2013 Çarşamba
Dans da edilebilir, o hareket değil mi? "Total Dance Fitness"
Egzersiz bacım Özlem'den bir de bu gelmişti inbox'ıma, henüz açıp bakmadım dahi ama yapanlar (örneğin: Zeynep) pek eğlenceli olduğunu söylüyor :)
Sıkılmadan hoplama zıplama isteyenler için paylaşalım, bilmeyenler de öğrensin.
Sonuçta önemli olan hareket etmek ve ter atmak (bu arada da yağ yakmak) değil mi? O zaman, buyrun buradan yapın:
Ama bakın unutmayın, dediğim gibi: ben henüz bu videoyu izlemedim dahi, sorumluluk kabul etmem, Özlem & Zeynep diyorlarsa doğrudur diyorum!
Sıkılmadan hoplama zıplama isteyenler için paylaşalım, bilmeyenler de öğrensin.
Sonuçta önemli olan hareket etmek ve ter atmak (bu arada da yağ yakmak) değil mi? O zaman, buyrun buradan yapın:
Ama bakın unutmayın, dediğim gibi: ben henüz bu videoyu izlemedim dahi, sorumluluk kabul etmem, Özlem & Zeynep diyorlarsa doğrudur diyorum!
Leslie Sansone ile "Weight Loss" Yürüyüşü
Daha önce sizi "Leslie Abla" ile tanıştırmıştım, ben de kendisini Özlem kanalıyla tanıdım ve az önce isme tıkladıysanız göreceğiniz yürüyüş egzersiz videosunu sadece bir kez yaptım (evet, Jillian Abla'nın daha kısa sürede biten compact egzersizi şimdilik daha işime geldi, ama korkmayın Leslie de yeterince ter atmanızı sağlıyor!)
Benim yoğunluktan fazla internet araştırmalarına fırsat bulamadığımı bilen candost Özlem bu sefer de Leslie'nin biraz ağırlıkla kol hareketi içeren ve daha tempolu bir yürüyüş programını bulup göndermiş (italik kısım Özlemimin kendi sözleridir, tek harfine dokunmadım).
Aşağıda paylaşıyorum efem, ilgililere duyurulur:
Leslie_Sansone_-_Walk_at_Home_-_3_Mile_Weight... ile dilocan2009
Benim yoğunluktan fazla internet araştırmalarına fırsat bulamadığımı bilen candost Özlem bu sefer de Leslie'nin biraz ağırlıkla kol hareketi içeren ve daha tempolu bir yürüyüş programını bulup göndermiş (italik kısım Özlemimin kendi sözleridir, tek harfine dokunmadım).
Aşağıda paylaşıyorum efem, ilgililere duyurulur:
Leslie_Sansone_-_Walk_at_Home_-_3_Mile_Weight... ile dilocan2009
19 Şubat 2013 Salı
Detoksta 4/5 (37.Gün)
Bugün gün boyunca yeteri kadar vır vır ettiğim için akşamın bu saatinde az konuşacağım sanırım. :) Görev bilinci içerisinde, günü kapatmadan önce, kısa bir özet geçmek yeterli olacaktır:
İşyerime koca bir kavanoz reçel taşımak istemediğim için evden çıkmadan önce kahvaltımın bir bölümünü yaptım evet. Kalan kısmı da ofiste, işe başlamadan hemen önce hüplettim. Dün çok acıkmıştım, bugün aynı akıbete uğramadım neyse ki.
Öğle yemeğimin hemen sonrasına kadar olan acıklı öyküm daha önceki bir postumda var zaten, orayı atlıyorum. Sonrası da listede görüldüğü gibi işte (evet, müthiş konuşkanım bu akşam!) Saat 15:00 gibi - sanırım fazla yeşil çaydan - midem burulunca 1 ceviz işimi gördü, dolayısıyla ara öğünümü de ikiye bölmüş oldum.
Akşam servisten biraz erken inerek 20 dakika kadar yürüdüm, ışıklarda beklemem gereken iki sefer hariç tempomu düşürmedim. Ama tam bir 20 dakika yürüyebilmek için sanırım biraz daha erken inmem gerekecek yarın (yağmur şu anda yağdığı gibi yağmazsa tabii).
Akşam sevgili canım arkadaşım Ç. geldi, benimle diyet yemeği yemek zorunda kaldı tabii ama onun detoks zorunluluğu olmadığı için yemeğinin yanına tavuk göğüs ekleyiverdik, aç kalmadı (sanırım) :P
İyi haber: haftaya o da başlıyor MPG diyetine :) Bir recruitment daha yani! Dün başlamış olan sevgili B.'a ek olarak bu hafta iki kişiyi daha düşürdüm ağıma demek oluyor bu! :P Benim için ne büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu söylememe gerek bile yok sanırsam. :)
Ç. gittikten sonra Jillian hareketlerimi yaptım ve duş muş derken şimdi artık yatmaya hazırım. Ciao herkese!
37.gün
|
|
06:45
|
0,5 dilim tahıllı ekmek
|
1 tatlı kaşığı karadut reçeli
|
|
07:45
|
1 dilim tahıllı ekmek
|
6 yeşil zeytin
|
|
10:15
|
1/2 armut
|
5 badem
|
|
12:30
|
4 adet altınbaşak bisküvi
|
haşlanmış brüksel lahanası
|
|
15:00
|
1 ceviz
|
16:00
|
2 kivi
|
2 ceviz
|
|
19:30
|
1,5 kepçe tarhana çorbası
|
haşlanmış brokoli
|
|
yeşil salata
|
|
1 dilim tahıllı ekmek
|
|
İşyerime koca bir kavanoz reçel taşımak istemediğim için evden çıkmadan önce kahvaltımın bir bölümünü yaptım evet. Kalan kısmı da ofiste, işe başlamadan hemen önce hüplettim. Dün çok acıkmıştım, bugün aynı akıbete uğramadım neyse ki.
Öğle yemeğimin hemen sonrasına kadar olan acıklı öyküm daha önceki bir postumda var zaten, orayı atlıyorum. Sonrası da listede görüldüğü gibi işte (evet, müthiş konuşkanım bu akşam!) Saat 15:00 gibi - sanırım fazla yeşil çaydan - midem burulunca 1 ceviz işimi gördü, dolayısıyla ara öğünümü de ikiye bölmüş oldum.
Akşam servisten biraz erken inerek 20 dakika kadar yürüdüm, ışıklarda beklemem gereken iki sefer hariç tempomu düşürmedim. Ama tam bir 20 dakika yürüyebilmek için sanırım biraz daha erken inmem gerekecek yarın (yağmur şu anda yağdığı gibi yağmazsa tabii).
Akşam sevgili canım arkadaşım Ç. geldi, benimle diyet yemeği yemek zorunda kaldı tabii ama onun detoks zorunluluğu olmadığı için yemeğinin yanına tavuk göğüs ekleyiverdik, aç kalmadı (sanırım) :P
İyi haber: haftaya o da başlıyor MPG diyetine :) Bir recruitment daha yani! Dün başlamış olan sevgili B.'a ek olarak bu hafta iki kişiyi daha düşürdüm ağıma demek oluyor bu! :P Benim için ne büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu söylememe gerek bile yok sanırsam. :)
Ç. gittikten sonra Jillian hareketlerimi yaptım ve duş muş derken şimdi artık yatmaya hazırım. Ciao herkese!
Bitki Çaylarının Faydaları (weblink)
Yemeden durabilen ama içmeden asla duramayan bir insan olduğum için masamın üzerinde her zaman mutlaka dolu bir fincan / kupa / bardak bulunur.
Fincan ya da kupa genellikle kahve / yaseminli yeşil çay (sadesini sevmiyorum, sevemedim gitti ama bu yaseminlisi hiç fena değil) / papatya çayı olur (çaylar tabii ki poşet valla yalan söyleyemeyeceğim size). Bu hafta özellikle yeşil çay ve papatyaya iyice daldım tahmin edebileceğiniz üzere ve sıkılmama ramak kaldı bunların ikisinden! Hal böyle olunca, başka neler içebilirim diye merak ettim ve sevgilim google'a sordum.
Bana şöyle bir site gösterdi, benim hoşuma gitti, bakın derim:
Bitki çayları ile ilgili de çeşitli sıkıntılar var tabii, bir şeye iyi gelen bir başka şeye kötü gelebilir, hastalıklarımız varsa ne içtiğimizi ve bu içtiğimizin hastalığımıza etkilerini bilmekte büyük fayda var. Bu nedenle asla hiçbir öneride bulunmuyorum, sadece bilgi için verdim linki, ona göre. :)
Her şeyin azı karar, çoğu zarar. Bitki çaylarının da elbette! Abartmamakta fayda var...
Fincan ya da kupa genellikle kahve / yaseminli yeşil çay (sadesini sevmiyorum, sevemedim gitti ama bu yaseminlisi hiç fena değil) / papatya çayı olur (çaylar tabii ki poşet valla yalan söyleyemeyeceğim size). Bu hafta özellikle yeşil çay ve papatyaya iyice daldım tahmin edebileceğiniz üzere ve sıkılmama ramak kaldı bunların ikisinden! Hal böyle olunca, başka neler içebilirim diye merak ettim ve sevgilim google'a sordum.
Bana şöyle bir site gösterdi, benim hoşuma gitti, bakın derim:
Bitki çayları ile ilgili de çeşitli sıkıntılar var tabii, bir şeye iyi gelen bir başka şeye kötü gelebilir, hastalıklarımız varsa ne içtiğimizi ve bu içtiğimizin hastalığımıza etkilerini bilmekte büyük fayda var. Bu nedenle asla hiçbir öneride bulunmuyorum, sadece bilgi için verdim linki, ona göre. :)
Her şeyin azı karar, çoğu zarar. Bitki çaylarının da elbette! Abartmamakta fayda var...
Sevimsiz yazılar da olmazsa olmaz!
An itibariyle canım müthiş sıkkın ve her zaman olduğu gibi sıkıntımı yazarak - yani paylaşarak - üzerimden atmaya çalışacağım.
Bugünden memnun değilim. Bugün, kendimden memnun değilim. Strese çabuk yeniliyorum, anksiyete atağı geçiriyorum ve kendi kendimi yiyip duruyorum.
Sebep?
İşim.
İşimi sevsem de son dönemde işyerimde çok da mutlu olmayışımla ve bazı şeylerin istediğim gibi gitmemesiyle alakalı bunlar hep. Şükrediyorum ki işimin haricinde şu hayatta başka bir derdim tasam yok. Ama ne yaparsınız ki insan sabahın 6'sında kalkarak 7'de yola çıkıyorsa, 8 - 18 arası yoğun sayılabilecek (ve başağrısı ile sorunu sıkıntısı bol) bir tempo ile çalışıyorsa, 19'a doğru da evde oluyorsa ve hatta evde de kafasından ve yapacaklarından işini çıkartamıyorsa hayatının çok büyük bir kısmı işi olmuş oluyor.
Gene çok sıkıntılı ve stresli bir hafta benim için, bugün de birçok şey üstüste geldiği için müthiş gerginim. Normalde böyle anlarda işi gücü bırakıp kendime bir kahve alır ve açık havaya çıkarak yanında bir sigara içerim. Kahve, bu aralar seçenek dahilinde olmadığı ve yeşil çay içerken sigara yakarak detoksuma terbiyesizlik yapmak istemediğim için bunu yapamadım.
Öğle yemeğinde salata büfesindeki marul ve benzeri yeşillik ne bulursam toparlamayı ve bir dilim kepek ekmeği ile yanımda getirdiğim 7 adet haşlanmış brüksel lahanasını (o kadar kalmıştı, ne yapayım!) yemeyi planlarken, yemekten kısa süre önce yaptığım çok tatsız bir görüşme nedeniyle o kadar tadım tuzum neşem iştahım kaçtı ki yemeğe çıkmak ve insan yüzü görüp insan sesi duymak istemedim. Bu nedenle odamda kaldım. Ve o 7 adetcik brüksel lahanasını ZORLAYARAK ağzıma tıkıp yarım yamalak çiğnedikten sonra yuttum. Laf olsun (ve ekmeğin yerini tutsun) diye çekmecemde bulduğum 4 adet altınbaşak bisküviyi de yedim ve şimdi sersem sersem oturuyorum, aç değilim. Aç olmadığım gibi, sanki bir fili yemiş kadar ağır hissediyorum kendimi. Tamamen stresten ve sıkıntıdan.
Doğru bir şey değil listede olanı yememek ya da gün içerisinde öğünlerde çok az yemek. Kilo vermeye de engel. Biliyorum. Ama işte bazen elimde olmuyor, sinir oluyorum.
Akşam servisten normalde indiğim yerden gerilerde inerek eve bir 20 dakika olsun yürümeyi planlıyorum, böyle saçma sapan günün ardından biraz açık hava ve nefes molası iyi gelecektir diye düşünüyorum.
Ara sıra herkesin morali göçebiliyor işte... Böyleyken böyle!
Bugünden memnun değilim. Bugün, kendimden memnun değilim. Strese çabuk yeniliyorum, anksiyete atağı geçiriyorum ve kendi kendimi yiyip duruyorum.
Sebep?
İşim.
İşimi sevsem de son dönemde işyerimde çok da mutlu olmayışımla ve bazı şeylerin istediğim gibi gitmemesiyle alakalı bunlar hep. Şükrediyorum ki işimin haricinde şu hayatta başka bir derdim tasam yok. Ama ne yaparsınız ki insan sabahın 6'sında kalkarak 7'de yola çıkıyorsa, 8 - 18 arası yoğun sayılabilecek (ve başağrısı ile sorunu sıkıntısı bol) bir tempo ile çalışıyorsa, 19'a doğru da evde oluyorsa ve hatta evde de kafasından ve yapacaklarından işini çıkartamıyorsa hayatının çok büyük bir kısmı işi olmuş oluyor.
Gene çok sıkıntılı ve stresli bir hafta benim için, bugün de birçok şey üstüste geldiği için müthiş gerginim. Normalde böyle anlarda işi gücü bırakıp kendime bir kahve alır ve açık havaya çıkarak yanında bir sigara içerim. Kahve, bu aralar seçenek dahilinde olmadığı ve yeşil çay içerken sigara yakarak detoksuma terbiyesizlik yapmak istemediğim için bunu yapamadım.
Öğle yemeğinde salata büfesindeki marul ve benzeri yeşillik ne bulursam toparlamayı ve bir dilim kepek ekmeği ile yanımda getirdiğim 7 adet haşlanmış brüksel lahanasını (o kadar kalmıştı, ne yapayım!) yemeyi planlarken, yemekten kısa süre önce yaptığım çok tatsız bir görüşme nedeniyle o kadar tadım tuzum neşem iştahım kaçtı ki yemeğe çıkmak ve insan yüzü görüp insan sesi duymak istemedim. Bu nedenle odamda kaldım. Ve o 7 adetcik brüksel lahanasını ZORLAYARAK ağzıma tıkıp yarım yamalak çiğnedikten sonra yuttum. Laf olsun (ve ekmeğin yerini tutsun) diye çekmecemde bulduğum 4 adet altınbaşak bisküviyi de yedim ve şimdi sersem sersem oturuyorum, aç değilim. Aç olmadığım gibi, sanki bir fili yemiş kadar ağır hissediyorum kendimi. Tamamen stresten ve sıkıntıdan.
Doğru bir şey değil listede olanı yememek ya da gün içerisinde öğünlerde çok az yemek. Kilo vermeye de engel. Biliyorum. Ama işte bazen elimde olmuyor, sinir oluyorum.
Akşam servisten normalde indiğim yerden gerilerde inerek eve bir 20 dakika olsun yürümeyi planlıyorum, böyle saçma sapan günün ardından biraz açık hava ve nefes molası iyi gelecektir diye düşünüyorum.
Ara sıra herkesin morali göçebiliyor işte... Böyleyken böyle!
36.gün hatırası :)
Yüzümdeki şımarık ifadeye bakmayacaksınız artık, zaten cep telefonu fotoğrafı ancak bu kadar oluyor. 42 beden elbisem efendim, tarih 18.02.2013. "Living healthy for one month and 4 days".
("Before" için üç önceki post'a bakınız).
18 Şubat 2013 Pazartesi
Gitti 3, Kaldı 2. Gün: 36
Kahve konusunda daha az vırvır zırzır ediyorum artık. Ama kolaylaştığını söyleyemeyeceğim, tüm alışkanlıklar gibi bu da vazgeçmesi zor. Hele ki benim gibi gün boyunca ofiste kahveyle yaşayan bir insansanız.
3 gün geçti "detoks" küründe. Kaldı 2 gün.
Bugün şöyleydi efem:
Farklı bir meyve olsun diye armut aldım götürdüm işe. Yedim yemesine ya, neden armut sevmediğimi de hatırlamış oldum. :)
Yarın ne götürsem diye kara kara düşünüyorum şimdi, sanırım dün akşam haşladığım brüksel lahanalarından kalan 5-6 tanecik yarın öğle yemeğinde salatanın yanına katılmak üzere ofise gelecek benimle.
Son olarak: sabahın 6:15'inde kahvaltı hiç akıllıca değilmiş, müthiş acıktım sonrasında! Gene ofiste kahvaltı etmeye dönmek gerekecek.
Yürüyüşümü yaptım, Jillian egzersizini yaptım ve hatta level 2'yi o kadar merak ettim ki ondan da bir 10 dakika yaptım sonra baktım bu kadarı çok, esnemeleri yaparak bıraktım. Her şeyin bir zamanı var :)
3 gün geçti "detoks" küründe. Kaldı 2 gün.
Bugün şöyleydi efem:
36.gün
|
|
06:15
|
1,5 dilim tahıllı ekmek
|
6 yeşil zeytin
|
|
1 tatlı kaşığı karadut reçeli
|
|
09:00
|
1 armut
|
3 ceviz
|
|
12:30
|
6 kaşık kuru fasulye (etsiz)
|
1 dilim kepek ekmeği
|
|
yeşil salata
|
|
2 parça brokoli
|
|
15:30
|
2 mandalina
|
3 ceviz
|
|
19:30
|
1,5 kepçe tarhana çorbası
|
ekşili pırasa yemeği
|
|
1 dilim çavdar ekmeği
|
|
Farklı bir meyve olsun diye armut aldım götürdüm işe. Yedim yemesine ya, neden armut sevmediğimi de hatırlamış oldum. :)
Yarın ne götürsem diye kara kara düşünüyorum şimdi, sanırım dün akşam haşladığım brüksel lahanalarından kalan 5-6 tanecik yarın öğle yemeğinde salatanın yanına katılmak üzere ofise gelecek benimle.
Son olarak: sabahın 6:15'inde kahvaltı hiç akıllıca değilmiş, müthiş acıktım sonrasında! Gene ofiste kahvaltı etmeye dönmek gerekecek.
Yürüyüşümü yaptım, Jillian egzersizini yaptım ve hatta level 2'yi o kadar merak ettim ki ondan da bir 10 dakika yaptım sonra baktım bu kadarı çok, esnemeleri yaparak bıraktım. Her şeyin bir zamanı var :)
Yasemin'in Öyküsü: Bu da Geçer Yaw!
Çok sevdiğim arkadaşım Pelin kanalıyla tanıdığım dünya tatlısı bir insan Yasemin. Hem çok güzel hem çok zarif hem de gerçekten çok kibar. Hani şu "yav böyle insanlar kalmış mıydı dünyada?" diye düşündürtenlerden.
Yasemin'le tanıştıktan yaklaşık 1 ay kadar sonra önce ablasının sonra da kendisinin meme kanseri olduğu haberini aldık. Yasemin ameliyata girdi çıktı, şimdi tedavisi sürüyor. Mücadelesi zorlu belki evet ama yalnız değil asla. Yakın çevresi ve çok yakını olmayan bizler de onunla birlikte yürümeye kararlıyız. O bize anlatacak, bizimle paylaşacak, belki biraz rahatlayacak belki de kendisiyle aynı yollardan geçmiş insanlarla tanışarak biraz olsun yorgunluğunu atmaya çalışacak üzerinden.
Öyküsünü bize anlatacağı bir blog açtı Yasemin, bundan sonra orada paylaşacak yolculuğunu. Sonrasında da bambaşka şeylerden bahsedeceği günler gelecek diye inanıyorum ben:
Yasemin'le tanıştıktan yaklaşık 1 ay kadar sonra önce ablasının sonra da kendisinin meme kanseri olduğu haberini aldık. Yasemin ameliyata girdi çıktı, şimdi tedavisi sürüyor. Mücadelesi zorlu belki evet ama yalnız değil asla. Yakın çevresi ve çok yakını olmayan bizler de onunla birlikte yürümeye kararlıyız. O bize anlatacak, bizimle paylaşacak, belki biraz rahatlayacak belki de kendisiyle aynı yollardan geçmiş insanlarla tanışarak biraz olsun yorgunluğunu atmaya çalışacak üzerinden.
Öyküsünü bize anlatacağı bir blog açtı Yasemin, bundan sonra orada paylaşacak yolculuğunu. Sonrasında da bambaşka şeylerden bahsedeceği günler gelecek diye inanıyorum ben:
Yasemin'le önce tanışmak, sonra da yolculuğunda ona destek vermek için linki tıklayabilirsiniz.
17 Şubat 2013 Pazar
Detoksta 2.gün geride kaldı, toplamda 35'i devirdik!
"Detoks" günlerinden azı gitti çoğu kaldı. 2/5'i geride bıraktık ve kahvesizlik kafama vurdu, başağrısı yaptığını saklamayacağım ama inatta sabitim, tamamlayacağım bu 5 günü fire vermeden.
Ne yediğimden ya da ne içtiğimden daha önemlisi benim bugün yaptığım hareketlerin toplamının uzun zaman boyunca yaptığım neredeyse tüm hareketlerden fazla olması.
Sabah 08:15'te evden çıktım, tempolu bir şekilde o sevdiğim yürüyüş parkuruma doğru yola çıktım. 12 dakikada yürüdüm o mesafeyi, daha önceki seferlerde 15 dakikaydı sürem en tempolu olduğum zamanda dahi. Sanırım bir ilerleme var! :) 08:27'de kapıda Derya'cımla buluşarak kendimizi parkımızın 400m'lik parkuruna vurduk ve tempoyu düşürmeden 5 turu tamamladık. 10 dk su içip ayrılırız diyorduk ama baktık iyiyiz, ayrılmadan önce bir turcuk daha atıverdik ve sonrasında aynı yolu takip ederek evime döndüm. Toplamda 54 dk yürümüş oldum, fena değil sanki?
Geldim ara öğünümü yedim, soluklandım kendime geldim ve hemen Jillian'cığımın level 1 egzersizine daldım. Her gün kolaylaşıyor gerçekten, bu sevindirici. 5.günde daha kolay olacağını söylemişlerdi de inanmakta zorlanmıştım. Önümüzdeki 5 gün de bu level'ı yaptıktan sonra Cumartesi günü kendimi 2.level'a terfi ettirmeyi planlıyorum.
Sabah yola erken düşünce, yürüyüşler - egzersizler - duş & cilt bakımı derken saat 12:00'de günün tamamı bana kalmıştı, niyetim kitap okumaktı ama olmadı, kahvesizlik cidden konsantrasyonuma engel olabiliyormuş. İtiraf ediyorum, saat 15:00 gibi yattım ve 2 saat boyunca uyudum. İlaç niyetine, başağrısı gitsin diye.
Şimdi daha iyiyim, artık kitap okuyabilirim sanırım, sonra da erkenden uyurum artık.
Bugünün listesi şu oldu:
Yarın işe kuru fasulyeden götüreceğim, bir de farklı meyvelerden. Stresi şimdiden sardı beni, zaten sevmem Pazartesileri, bir de bu olunca iyice gerginim. Haydi hayırlısı!
Ne yediğimden ya da ne içtiğimden daha önemlisi benim bugün yaptığım hareketlerin toplamının uzun zaman boyunca yaptığım neredeyse tüm hareketlerden fazla olması.
Sabah 08:15'te evden çıktım, tempolu bir şekilde o sevdiğim yürüyüş parkuruma doğru yola çıktım. 12 dakikada yürüdüm o mesafeyi, daha önceki seferlerde 15 dakikaydı sürem en tempolu olduğum zamanda dahi. Sanırım bir ilerleme var! :) 08:27'de kapıda Derya'cımla buluşarak kendimizi parkımızın 400m'lik parkuruna vurduk ve tempoyu düşürmeden 5 turu tamamladık. 10 dk su içip ayrılırız diyorduk ama baktık iyiyiz, ayrılmadan önce bir turcuk daha atıverdik ve sonrasında aynı yolu takip ederek evime döndüm. Toplamda 54 dk yürümüş oldum, fena değil sanki?
Geldim ara öğünümü yedim, soluklandım kendime geldim ve hemen Jillian'cığımın level 1 egzersizine daldım. Her gün kolaylaşıyor gerçekten, bu sevindirici. 5.günde daha kolay olacağını söylemişlerdi de inanmakta zorlanmıştım. Önümüzdeki 5 gün de bu level'ı yaptıktan sonra Cumartesi günü kendimi 2.level'a terfi ettirmeyi planlıyorum.
Sabah yola erken düşünce, yürüyüşler - egzersizler - duş & cilt bakımı derken saat 12:00'de günün tamamı bana kalmıştı, niyetim kitap okumaktı ama olmadı, kahvesizlik cidden konsantrasyonuma engel olabiliyormuş. İtiraf ediyorum, saat 15:00 gibi yattım ve 2 saat boyunca uyudum. İlaç niyetine, başağrısı gitsin diye.
Şimdi daha iyiyim, artık kitap okuyabilirim sanırım, sonra da erkenden uyurum artık.
Bugünün listesi şu oldu:
|
35.gün
|
|
|
07:30
|
1 dilim tahıllı ekmek
|
|
|
5 yeşil zeytin
|
|
|
1 tatlı kaşığı karadut reçeli
|
|
10:15
|
1 elma
|
|
|
3 ceviz
|
|
14:00
|
6 kaşık kuru fasulye (etsiz)
|
|
|
Roka + 1 havuç
|
|
|
3 kaşık kırmızı pancar turşusu
|
|
|
1 dilim çavdar ekmeği
|
|
17:00
|
6 badem
|
|
18:30
|
2 kepçe tarhana çorbası
|
|
|
yeşil salata
|
|
|
haşlanmış brüksel lahanası
|
|
|
1,5 dilim çavdar ekmeği
|
Yarın işe kuru fasulyeden götüreceğim, bir de farklı meyvelerden. Stresi şimdiden sardı beni, zaten sevmem Pazartesileri, bir de bu olunca iyice gerginim. Haydi hayırlısı!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

